YAŞAM HAKKINA SAYGI

Prof. Dr. Orhan KURAL

Prof. Dr. Orhan KURAL

E-Posta : kural@itu.edu.tr

Sadece Avrupa ülkelerinde parfüm harcamalarına ayrılan para ile Afrika ülkelerinde açlıktan kaynaklanan çocuk ölümlerinin önüne geçilebilecektir.

Bugün milyonlarca hayvan ruj için göz farı için ve daha pek çok kozmetik ürün için deney laboratuarlarında acı çektirilerek öldürülmektedir. Kozmetik endüstrisinin en sık kullandığı hayvan  türleri ise tavşanlar ve farelerden oluşmaktadır. Zehirlilik, deri ve göz tahrişleri, deri alerjilerine yol açma, kalıtsal bozukluğa ve kansere neden olan özellikler hayvanlar üzerinde test ediliyor. Hayvanların, insanların süslenmeleri uğruna insafsızca öldürüldüklerini görüyoruz. Tabii bu durum kamuoyundan uzak köşelerde yapıldığı için göz görmüyor,  vicdan umursamıyor.  Dawkins ve diğer  bilim adamlarının yapmış olduğu araştırma sonuçlarına göre fare türü son derece gelişmiş bir zekaya sahiptir.  Bazı fare türlerinin basit soyut işlemler yapabildikleri yapılan gözlemlerde ortaya çıkarılmıştır. Bu denli zihinsel bir yetisi olan,  bizimle aynı duyguları hissedebilen canlılar üzerinde deney yapmak insan üzerinde deney yapmakla aynıdır. Korku aynı korku, kan aynı kan,  acı aynı acı. Tıp etiğinin buna göz yumması kendi türünün haklarını önemseyen çok yanlış bir  davranıştır. “Artık biliyoruz ki…” diyor Maria S. Dawkins “bu üç özellik, -karmaşıklık, düşünme ve dünyaya önem verme- öteki türlerde de mevcuttur.” Yani onlar kendilerine yapılan bu işkencenin bilincindedir.  Bunu reddetmek de kesinlikle bilim dışıdır. (Hayvanların Sessiz Dünyası, Tübitak Yayınları 1999) 
Bu testlerde hayvanlar genellikle sadece başlarını dışarıda bırakan aletlere sıkıştırılıyor. Böylece hayvanın gözünü kaşıması ya da ovuşturması engelleniyor. Test edilmek istenen madde (göz farı, rimel, çamaşır suyu,   şampuan gibi)  tavşanın tek bir gözüne damlatılıyor veya sürülüyor. Hayvanların alt göz kapağı dışarı çekiliyor ve böylece oluşan çanağa madde konuyor. Sonra göz kapatılıyor. Tavşanlar hergün gözlenerek gözlerinde şişme, çıban, enfeksiyon ve kanama olup olmadığı saptanıyor.
Bazı maddeler o kadar ciddi bir hasara yol açıyor ki, tavşanların gözleri bütün temel niteliklerini kaybediyor. İris, gözbebeği, kornea tek bir patalojik dokuya dönüşüyor. Yani pazara yeni sunulan yeni bir ruj, göz farı, şampuan, rimel  gibi kozmetik ürün için Draize Testleriyle binlerce tavşana günlerce acı çektirilmekte ve gözleri kör edilmektedir.
Bir maddenin ne kadar zehirli olduğunu belirtmek için akut oral toksite testleri yapılmaktadır. 1920’lerde geliştirilen bu testlerde hayvanlara ruj ve kağıt gibi deney malzemeleri zorla ya da boğazlarına soktukları bir tüple yediriliyor. Bazı testler aylarca sürdürülüyor. Hayvanlar hayatta kalırsa, kusma, ishal, felç,  kasılma ve iç kanama gibi klasik zehirlenme işaretleri  gösteriyor. Öldürücü dozu belirlemek amacıyla da hayvan  grupları test için sürekli  zehirleniyor.
Dermal toksite testlerinde, tavşanların kürkleri kazınıyor ve denenecek madde hayvanın direkt  cildine uygulanıyor.
Günümüzde modern insanın “vahşi” dediği ilkel toplulukların anlayışı çok farklıydı. Örneğin düzenli tarım yapmayarak, avcı-toplayıcı bir yaşam sürdüren Amerikan yerlileri, toprağı bir  canlı olarak kabul ediyorlardı, canını acıtmamak için tarım bile  yapmıyorlardı. Yine aynı topluluklar beslenme amacıyla avladıkları bizonun başında toplanıp ona şükranlarını sunuyorlardı. (Gelecekteki İlkel, John Zerzan)
 
Kuzey Amerika’da sırf tüketim için bir yılda 10 milyar dolar hayvan acı içinde öldürülüyor. Domuz yavruları kesilmeden önce kafaları beton zemine defalarca vuruluyor. Bana kalırsa hayvana karşı işlenen suç insana karşı işlenen suçla aynı kabul edilmelidir. “Ceza eşitliği” benimsenmelidir.
Amerika Birleşik Devletlerindeki kozmetik amaçlı biyolojik araştırmalar yapan bir deney laboratuarının bir  çalışanı bakınız ne diyor; Burada olduğun bazı günlerde yaşama duyduğun saygıyı kaybediyorsun. Oyun oynar gibi hayvanlara işkence ediyorsun. Unutmayın kozmetik endüstrisinin hizmet kolu kuaför ve güzellik salonlarıdır.
“Hayvanlar ve insanlar aynı şekilde ıstırap  çeker ve ölürler. Çekilen acı aynı, kan dökülmesi aynı, ölümün kokusu aynı, yaşamın küstahça, acımazsızca, zalimce çekip alınışı aynı. Bunun bir parçası olmak zorunda değiliz.” Dick Gregory
“Yeryüzündeki hayvanların kendi sebepleri vardır. Onlar insanlar için yaratılmamışlardır. Tıpkı siyahların beyazlar, kadınların erkekler için yaratılmamış olduğu gibi.” Alice Walker
269, İsrail’de bir fabrika çiftliğinde doğan buzağıya verilen numaradır. İnsanlar ona bu kadar önem verdiler. Bu dünya tatlısı buzağının ismi sadece bir numaradan ibaret. Özel bir cins köpek ya da kedi olsaydı, mutlaka ismi olurdu değil mi ? Oysa o da kediler ve köpekler gibi bir hayvan, en azından onlar kadar yaşamayı hak ediyor. Fakat böyle bir hakkı olmasına rağmen kısacık  bir hayatı olacak.
2 Ekim 2012’de Dünya Çiftlik Hayvanları gününde Tel Aviv’in merkezinde bulunan Rabin Meydanı’nda hayvan haklarının savunucuları çiftliklerde sömürülen hayvanlarla birlik ve onlara yönelik empati eylemi gerçekleştirdi. Üç aktivist dünyanın her yerinde masum hayvanlara yapılan bir uygulamayı gözler önüne serdi. Bu gösterinin amacı herkesi toplumumuzdaki en çok sömürülen canlılarla empati kurmaya çağırmaktı. Eylemciler çiftlik hayvanlarına yapıldığı gibi kızgın demirle dağlandı. Eylemin ardından  hastaneye götürüldüler. Üçüncü derece yanık teşhisi konuldu. Vücutlarına dağlanan 269 numarası İsrail’in süt işletmelerinden birinde karşılaştıkları bir buzağıya verilen numaraydı. Bu dişi buzağı onların bedenlerinde ölümsüzleşti. İnsanların bencil gayeleri uğruna aslında hiçbir hayvan sömürülmemeliydi. Dünyada her yıl 150 milyardan fazla hayvan insanların bencilliği, cahilliği ve aç gözlülüğü yüzünden öldürülüyor.
Bu caniliğe bir son verilmeli, insan türünün uyandığı, hayvanların da en az insanlar acıyı hissettiğini ve özgürlüğünü istediğini anladığı gün, bir sona gelecek.
 

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ