GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ

Prof. Dr. Orhan KURAL

Prof. Dr. Orhan KURAL

E-Posta : kural@itu.edu.tr

 “Ses” acaba hangi noktada “gürültüye” dönüşüyor. Elbette tamamen sessiz bir dünyada yaşamamıza imkan yok. Her duyduğumuz sesin gürültü olmadığını da unutmamak gerekir. Hafif bir müzik, kuş sesleri, sakin bir derenin akışı, kulağınızı ağaca dayayınca ağacın içinde duyulan tılsımlı su sesi insana huzur verir.Sesin uyumsuz, düzensiz, rahatsız edici olması ve gerektiğinde şiddetli çıkması o sesin gürültü olarak adlandırılmasına yetiyor.

 
İnsanların gürültüden şikayeti çok eski bir geçmişe sahiptir. Milattan 600 yıl önce büyük bir şehir olan Sybaris’te araba, dülger, ve demirci gürültüsünden korunmak amacı ile tedbirler alındığı bilinmektedir. Yazıma Robert Koch’un 1910’da söylediği bir cümle ile devam etmek istiyorum. “Bir gün gelecek; insanlar, kolera ve veba gibi gürültüye karşı da amansız bir savaş açmak zorunda kalacaklardır.” Yurdumuzda henüz yeterince dikkate alınmayan gürültünün neden olduğu hastalıkların tedavisi için günümüzde farklı coğrafyalarda her yıl toplam 80 milyar Avro sağlık harcaması yapılmaktadır.
Ayrıca gürültüden kaynaklanan hastalık ve kişinin verimsizlikten doğan kayıplarını da tesbit etmek mümkün değildir.
 
Gürültü konutlar ve iş yerlerinde hem iç mekandan hem de dışarıdan gelebilir Nüfus hareketliliği ve ulaşım ağlarının gelişmesi gürültü potansiyelini yükseltmektedir. Avrupa’da ve ülkemizde kentlerin büyümesi gürültü kirliliğinin artmasında etkili olan başka bir öğedir.
Gürültü türlerinin sağlığa en belirgin olumsuz etkisi, işitme duyusunda meydana getirebileceği hasarlardır. Gürültünün bazı kişilerde davranış bozukluklarına da neden olduğu bilinmektedir. Ayrıca gürültünün birçok iş kazasında ve eğitim hayatındaki başarısızlıklarda önemli bir etken olduğu tıp dünyası tarafından artık kabul edilmektedir. Gürültü, stres ve yorgunluk yaratır, uyumayı zorlaştırır, verimli çalışmayı engeller, baş ağrısı yapar,
 
Kısacası gürültünün topluma maliyeti yüksektir. Sadece Fransa’da gürültünün sebep olduğu hastalıkların tedavisi için yapılan harcamalar yılda ortalama iki milyar Avro’yu bulmaktadır. Ülkemizde bugüne kadar yurt çapında kirlilik seviyesini kapsayan ciddi bir araştırma yapılmamıştır.
 
“Sesin” temel özellikleri şiddeti ve frekansıdır. Sesin şiddetinin ölçü birimi “desibeldir.” 0-30 desibel arası çok sessiz, 30-50 desibel arası sessiz, 50-60 desibel arası orta dereceli gürültülü, 60-70 desibel arası gürültülü, 70-80 desibel arası ise çok gürültülü ortam olarak sınıflandırılır. Türkiye’de en fazla 90 desibel’e izin verilmektedir. Uluslar arasında bir sınıflandırma yapılacak olsa, bizim insanlarımız aslında “en gürültücüler” sınıfında yer almaktadır.
 
Araştırmacılar, gürültü ile mücadele edilmeyen büyük kentlerde gürültü seviyesinin her yıl 1-5 desibel arasında doğrusal olarak artış gösterdiğini belirtmektedir. Bu bakımdan bir çok ülke gürültü kirliliğinin etkilerini azaltmak amacıyla uzun ve kısa vadeli önlemler almaktadır. Ulaşım araçlarında ve makinelerde yeni ve sessiz teknoloji uygulamaları ile ses azaltılırken bazı Avrupa ülkeleri inşaatlardan gelen gürültü seviyesini düşürmek için yapılaşmaya sınırlama ve daha bir dizi tedbirler getirmektedirler. Toplu taşımacılık desteklenmektedir. Trafiği rahatlatmak ve bu sektörden kaynaklanan gürültü kirliliğini azaltmak amacı ile araçların girmesi yasak bölgeler oluşturma yanında Trafiğin yoğun olduğu yolların çevresine ses geçirmez duvarlar yapılmaktadır.
 
Alman Umweltbundesamt tarafından gerçekleşen bir araştırma Almanya’da gürültüyü azaltmak amacı ile yılda 3 milyar Avro harcandığını ortaya çıkarmıştır. Avrupa ve Amerika da olduğu gibi gürültü kontrolünde ceza hükümlerini getirmek ve bunları dikkatle uygulamak gerekir. Örneğin,Almanya da ses izolasyonu yeterli olmayan dairenin kiracısının ev sahibine kiranın bir bölümünü ödememesi konusunda bir karar vardır.
 
Yapı içindeki insanın gürültüden korunması için duvarlar arasına gürültüye karşı izolasyon yapılmalıdır. Pencerelere de çift veya üçlü cam sistemi tercih edilmelidir. İnşaat sırasında kat döşemesi üzerine elyaflı izolasyon malzemesi ile yüzey şap uygulanarak darbe sesi önlenir.
Kalorifer, hidrofor gürültülerine karşı gürültü kaynağının bulunduğu ortamdaki duvar ve tavana, gürültü emici camyünü ve levhalarının önüne delikli saç levhalar yerleştirilerek tedbir alınır.
 
Ev satın alınırken sadece banyo, küvet ve mutfak dolapları veya manzaraya bakmak yerine, o binanın depreme karşı dayanıklılığını, ses ve ısı izolasyonunu da araştırmak bilinçli bir tüketici olarak her vatandaşın görevidir.
 
Büro veya atölyede gürültünün kaynaklandığı yerler, gürültü emme yüzeyini arttırmak için ahşap veya metal çerçeveli panolar içine izolasyon yapılarak delikli duralit cinsi malzeme ile kaplanır.
 
Dışarıdaki insan değişik gürültü kaynaklarından etkilenir. Araçların gürültüsü, egzoz sistemlerinin denetlenmesi, şantiye faaliyetlerinin kontrol edilmesi, oto yollarda gürültü kesici bentlerin yapılması, hava alanlarının yakınlarına ev yapılmaması gibi tedbirlerle azaltılabilir. Bağırarak veya gürültülü satış yapan seyyar satıcıların yasaklanması gerekir. Ayrıca, yerleşim alanlarına sanayi tesislerinin yapılmasına izin verilmemelidir.Ülkemizde sokak düğünleri, pazarlar ve askere uğurlama konvoyları, motosikletliler, sürekli korna çalan saygısız sürücüler ve saygısız futbol holiganları da önemli birer gürültü kaynağıdır.
 
Eğer bunlar dikkate alınmazsa inanın uzun planda ülkemizin ekonomisi her açıdan zarar görecektir.

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ

ANKET

Mart 2019 Yerel Seçimlerinde Sancaktepe İlçesinde oyunuzu hangi partiye vermeyi düşünüyorsunuz?

Mart 2019 Yerel Seçimlerinde Sancaktepe İlçesinde oyunuzu hangi partiye vermeyi düşünüyorsunuz?

Ankete Katıl Sonuçlar