Eğitimci Yazar Murat Şit Kosova izlenimlerini yazdı-2

Murat ŞİT

Murat ŞİT

E-Posta : muratsit@gmail.com

 Mitroviça İsa Bey Camii Önünde Bayrampaşa Belediyesi Bankları


Kosova’da Ramazan kumanyası 2.dağıtım noktamız Wushtrri şehriydi. Wushtrri şehrinin merkezindeki bir caminin avlusunda hazırlanmış kumanyaları önceden haber verilerek çağrılmış kalabalığa yine ad, soyad ve imza karşılığı teslim ettik. Her  Ramazan kumanyasını alan elleri dolu olduğu için başıyla selamlayıp teşekkürler ederek oradan ayrılıyordu. Oradaki kalabalık dolayısı ile merak edip toplanmış olan çocuklara Türkiye’den yanımıza aldığımız İHH balonlarını dağıttığımızda çocukların sevinçleri yüzlerinden okunuyordu. 

Kumanya kolilerini dağıtım işimiz bittiğinde 3. dağıtım noktası olan Mitroviça Şehrine doğru yola koyulduk. Mitroviça’ya vardığımızda öğlen olmuş ezan okunuyordu.  Merkezde büyük bir caminin yanında durduk.  Araçlarımızı bir oto parka çektik. Vakit girmiş olduğu için namazlarımızı eda edecektik.  Camiden çok kalabalık bir cemaat grubu çıkıyordu. Kalabalık camiden çıkana kadar biz de Caminin önünde bulunan bir Şadırvandan abdestlerimizi alalım dedik. Bizler abdestlerimizi tazelerken camiden çıkan kalabalıkta azalmıştı.  Bir arkadaşımız camiden çıkan kalabalıktan etkilendi herhalde ki: ‘arkadaşlar burada namaz kılanlar, sanki Türkiye’de ki namaz kılanlara göre daha mı fazla ne’ demekten alamadı kendini.  


TİKA ve Diyanet Kosova Müslümanlarına Sessiz Kalmamış.

Namazı kılmak için Cami merdivenlerinden çıkmaya başladığımızda karşımızda caminin giriş kapısının iki tarafında iki tabela gözümüze çarptı.  Sol tarafta “ Bu Camii Türkiye Diyanet Vakfı İstanbul Bayrampaşa Müftülüğü İşbirliği ile yapılmıştır” yazıyordu.  Diğer taraftaki tabelada TİKA tarafından   “ Mitroviça ‘İsa Bey’ Camii’nin Kurşun ve Kalem işleri T.C. Başbakanlık Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından yapılmıştır. MAYIS: 2014”  diye yazıyordu. 
 Namazımızı seferi olarak eda ettik.  Bizi Kosova’da karşılayan İHH gönüllüsü ve yetkilisi Mariglen adındaki arkadaşımız ikindi namazımızı da cem edelim dedi. Yahu vakit diye bir sorunumuz yok ki ikindiyi de ikindi vakti girince kılarız dediğimde. O bu cümleme şu karşılığı verdi: Allah bu ruhsatı vermiş. Neden kullanmayalım.  Yoğunluğa gelip namazı kaçırmaktansa cem etmek daha iyidir,  dedi. İlahiyatçı değilim ama aklıma yatmasa da imama uyduk.  İkindi namazımızı da seferi olarak ve cem ederek eda ettik. Namazı kılıp camiden dışarı çıktığımızda camiinin önünde var olan banklara oturup ayakkabılarımızı ayağımıza geçirelim diye yaklaştığımızda banklar bize tanıdık geldi. Bankların üzerinde Bayrampaşa Belediyesi yazıyordu.  Belli ki camiyi yapan Türkiye Diyanet Vakfı ve TİKA her bir şeyi düşünmüş.  Bankları da Bayrampaşa Belediyesinden karşılamışlar. Oturduğumuz Bayrampaşa Belediyesi’ne ait banklarda biraz dinlendikten sonra üçüncü Ramazan kumanyası dağıtım noktasına doğru yürümeye başladık. Dağıtım noktası camiye yakın olduğu için arabaları almayıp yürümüştük. 



Kosovalı Müslümanlar, Türkiye’nin Kendilerine Sahip Çıkmasını ve Yalnız Bırakmamasını İstiyor.

 Ramazan kumanya kolileri dağıtım noktasına vardığınızda yine kolilerin hazırlanmış olduğunu ve orada ağırlıklı bayan olan bir kalabalığın bekliyor olduğunu gördük.  Ramazan kumanyası paketlerinin yanına bir masa hazırlandı.  Önceden hazırlanmış listeden isimleri okunan herkes gelip adını soyadını yazıp karşısına imzasını attıktan sonra kumanya kolisini alarak oradan uzaklaşıyordu.   Dağıtım işi bittikten sonra 15 - 20 koli arttı.  Orada çok sosyal,  çok aktif bir kişi olduğu halinden belli olan bir bayan, ge camii imamı olduğu söylenen, Türkçe konuşmayı da öğrenmiş ve Türkçe konuşan arkadaşın yanına giderek bir şeyler konuşuyor ge imza alan arkadaşların yanına gidiyor bir şeyler söylüyor bazen de bize başıyla selam verip belli ki bir minnet  ve memnuniyet duyan başı örtülü bir bayan bekliyordu. 
İmam Türkçe bildiği için, bu kim?  Bu niye bekliyor diye sordum.  İmam, bu bayan burada bir dernek başkanıdır, dedi.  Bu dernek burada özellikle çocuk olmak üzere kaybolan insanların bulunmasına çalışan ve yakınlarına da yardım eden bir dernektir dedi. Kalan Ramazan kumanya paketlerini derneğe istiyor. Onun için sizden onay istiyor, dedi.  Ben, bizce uygundur, sorun yok ama İHH  Kosova gönüllümüz ve rehberimiz olan Mariglen Beye de bir danışalım dedim. O da uygun görüyorsa neden olmasın dedik. Onun da imzaları alma işi bitmişti. Ona da söyledik. O da uygun gördü. Kalan Ramazan kumanya paketlerini o bayana imza karşılığı verdik. Ve oradan ayrıldık. 

Şehit Sultan I. Murad Hüdavendigar'ın Türbesini Ziyaret Ettik.

İşimiz bitmiş otelimize dönüyorduk. Mitroviça’dan Piriştina’ya doğru yol alıyorduk. Piriştina’ya yakın bir yerde Sultan Murat’ın Türbesi vardı. Belki bir daha fırsat bulamayız diye Sultan Murat’ın Türbesini ziyaret edip bir Fatiha okumak istedik. İki yıl önce de gitmiştim. Mesai saati bitmiş diye bizi içeri almaya imtina etmişlerdi. Ancak bu sefer böyle bir sorunla karşılaşmadık. Dış kapı açıktı. İki yıl önce de gelmek nasip olmuştu. İki yıl önce geldiğimizde ki kalabalıklılığa göre ortam gayet sakindi.
Birinci Kosova Savaşı’ndan sonra savaş meydanını gezerken şehit edilen 1. Murad Hüdavendigar’ın özellikle Türkiye’den olmak üzere dünyanın her bir tarafından gelen kişiler tarafından ziyaret edilmekteymiş.
Tarihe, Osmanlı Devleti'ne Avrupa'nın kapılarını açan ilk padişah olarak geçen Sultan I. Murad Hüdavendigar'ın Türbesi, Kosova'nın Başkenti Priştine'ye bağlı  Mazgit köyündedir.
Birinci Kosova Savaşı'ndan sonra savaş meydanını gezerken  Miloş adında ki bir Sırp asker tarafından hançerlenerek şehit edilen Sultan I. Murad'ın iç organları, Priştine-Mitroviça karayolunun üzerinde bulunan Mazgit köyüne gömülüdür.
Daha sonra söz konusu yere Padişah Yıldırım Bayezid tarafından 14'üncü yüzyılda türbe inşa ettirilmiş. Ve  "Meşhed-i Hüdavendigar" olarak adlandırılmış. 1660 yılında bugünkü halini alan türbe, TİKA ve Diyanet İşleri Vakfı tarafından da yakın zamanda restore edilmiş.
Sultan I. Murad Hüdavendigar Türbesi'nde, Kültür ve Tanıtım Evi de bulunuyor.  Gelen ziyaretçiler bu evde balmumundan yapılmış heykellerle fotoğraf çektirme imkânı bulabiliyor. Bizde Sultan Murat’ın Türbesi’nin başında Fatihalarımızı okuduktan sonra Kültür ve Tanıtım evine geçerek balmumundan yapılmış heykeller ile fotoğraf çektirdikten sonra dinlenmek için otelimize geçecektik. Ama rehberimiz bizi görmemizi istediği bir yere daha götürdü.
Burada bir bayan evini bisküvi üretim yerine götürdü. Burada bayanlar ürettikleri bisküvi tarzı şeyleri üretip satarak yetimlere bakmaktaymış. Yine aynı evin bahçesinde ahşaptan yapılmış ayrı bölümde ise birkaç bayan dikiş makineleri yardımı ile diktikleri kıyafetleri de satarak aynı şekilde yetimlere bakmak için kaynak oluşturmaya çalışmışlar. Türkiye’de olsa bir tek hayırsever yardımı ile o imalathane ve dikiş evinin tüm eksiklikleri giderilirdi. Ancak buraların çokta o anlamda imkânları olmadığı kanaatine varıyoruz. Günün son ziyaretini de yaptıktan sonra günün ve yolculuğun yorgunluğunu üzerimizden atmak için otelimize dönüyoruz.

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

Listelenecek kayıt bulunamadı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ