ENGELLİ BİREYLERİ NE KADAR TANIYORUZ

Melek Sevil İRENGÜ   Araştırmacı Yazar

Melek Sevil İRENGÜ Araştırmacı Yazar

E-Posta :

 Toplumsal konuları gözlemleme, araştırma ve ne yapılabilinirden hareketle, kazanımları paylaşma ve hayata artı bir değer katma eylemlerinde bulunma; her vatandaşın sosyal sorumluluklarının bir gereğidir.

 

Toplum fertlerinde bireysel yaşam farkındalığının dışında, başkalarının hayatını kolaylaştırıcı amaçlı bir müşkül kaldırma düşüncesi ve “Çorbada tuzumuz bulunsun” çabası ne derece var. Farklı bireylerin yerinde olunsaydı acaba çevreden nasıl bir tutum beklenirdi?...

 

Normal gördüğünüz, aslında ne kadar engelli! Toplum, engel ve engellilerin ne kadar farkında? Uyarıcı bilgilerin yer almadığı ve duyarsızlıkların bol olduğu toplu taşıma araçlarında ne kadar hakları var, trafikte ve yollarda ne kadar kolaylıklar ve zorlukları var? Bu sorunların farkındalığı ne boyutta?...

 

Toplumda karşılaştığı pürüzü, engeli kaldırma çabasında bulunmayıp adamsendeci yaklaşımlar, zihniyet engellidir. Eleştiri yapmak çok seviliyor, fakat  hataları düzeltmek, çözüm aramak pek sevilmiyor. Toplumdaki farklı bireyler, ne kadar tanınıyor, ne kadar anlaşılabiliyor ve tanımlanabiliyorlar?

 

Hepimiz potansiyel engelliyiz! Yarın ne olacağının garantisi yok.

Her insan bir gün geçici de olsa engelli durumda kalabilir. Çeşitli sağlık araç gereçlerine bağımlı kalabilir. Gözlük, protez, yürüteç, kulaklık, baston, alçı, Pil, tekerlekli sandalye vs.destekle yaşam lükslerini sürdürebilirler.

 

Ortak yaşamımızdaki kişileri, genel görünümlerden ve onların ruhsal ve bedensel farklılık taşıyan yapıda olduklarını anlayamayız. Onların önce bir birey oluşları, adı,  konumu, iletişim ve sonra farklılığı gelmesi gerekmiyor mu? Maalesef onlara uygulanan yanlış yaklaşımlarla karşılaşmak zorunda kalıyorlar. Onlardan, özürlü-engelli ifadesi kullanılarak bahsediliyor. Adını soyadı, mesleği, kimliği, kişiliği ve hayalleri hep en sona bırakılıyorlar.

 

O yaşam farklılıkları olan özel insanların nasıl tanınacağı bilinemediğinden, nasıl yaklaşılacağı, nasıl iletişim kurulacağı da tam olarak bilenemiyor...

Bilgisizlik, ilgisizlik oluşturuyor. Toplumsal iletişimdeki kopukluk herkes kadar onları incitiyor ve zarar veriyor.

 

Çeşitli engel grupları var: Özel Öğrenim Güçlüğü, Hiperaktivite, Otizm, savant sendromu, Asperger Sendromu, Konuşma Güçlüğü, İşitme Güçlüğü, Görme Güçlüğü, Davranış Problemi (tik),Takıntı, Zihinsel, Spastik, Epilepsi, Disleksi, Ortopodik ve diğerleri.

 

Çeşitli engel türlerinden birine sahip bireyler ve ailelerine sorun tanımı, izlenecek yollar, kişisel gelişim farkındalık eğitimi ve temel insan sağlığı bilgilerini edinme, engelli haklarını öğrenme ile sosyal sorumluluklarını arttıran ve hayata bakışlarını değiştiren imkânlarının sunulması önemlidir.

 

Eğitim her engeli kaldırır veya azaltır.Bo yolda görevinin gereğini yapmayan insanın, kendini farklı görmesi de onun özrünün kabahatinden büyük olması demektir. Asıl engelliler, karşılarına çıkan engelleri kaldırmayanlardır. Engelli insanlara saygı, insanlığa saygıdır. Engellilere saygı göstermez ve onları küçük görürse insan bir gün aynı duruma düşünce saygı ve sevgi bekleyemez. Engelli olmak sakatlık bir kusur değildir. Engelliye acıyarak değil; Şefkatle, hayranlıkla bakmalıyız. Çünkü onun gibi engelli olmamasına rağmen daha da engelli gibi davranışlarda bulunanlar çoktur! Yer vermemede ısrar eden, yol vermeyen, çukurları açık bırakanlar, engelli araç park yerine park edenleri görmedim diyebilir misiniz?

 

Engel gruplarından en az bilinen ve çok daha fazla önemle, isabetli kararlarla net bir bilimsel yaklaşımla ele alınması gereken bir husus olduğunu vurgulamak istiyorum. Otizim konusunda, bilim insanlarının akademik araştırmalarını takip ettikçe! Genel engelli eğitimi alan Otistik çocukların öğrenimlerinde iğne ile kuyu kazıldığı, onlara özel program uygulanmadığı kanaatindeyim.

 

Acil ele alınması gereken bir husus. İçinde olmak, bilgili olmak ve etraflıca uzmanlaşmış ellerde bu konunun ele alınması gerektiğini ilgililere iletmek istiyorum. Sayıca az görülmek istenmeleri, zaman ayırımında ve itina göstermelerinde mazeret aranmamalı ve kağıtüstü işlere itibar edilmemelidir.

 

Toplumsal konuları bilimsel metotlarla araştırmak, yapılan tespitleri kamuoyu ile paylaşmak, bireylerin gelişimine ve toplumsal gelişime katkıda bulunan faaliyetler yapmak amacı taşıyan kuruluşların; Bilimsel olarak “OTİZM ve OTİSTİK” gerçeğinin daha yeterli düzeyde ele almışını ve eğitimlerinin ne kadar özel ve ehil ellerde takip edilmesinin gerekliliğini “Kamunun ve Toplumun” dikkatine taşımaları son derece önemlidir.

 

Her Otistik birey diğerinden farklıdır. Eğitilmeleri de kişiye özeldir. Kesinlikle ehil ellerde olmalıdırlar. Bu son derece önemlidir. Daha iyi bir yaşam şartları kader değil, ilgililerin elinde bir imkândır. İsabetli çözümleri uygulayan, olumlu somut sonuçlar oluşturan, yüksek ücretler karşılığında faydalanılan özel kurumlar da vardır. Engelli eğitiminde fırsat eşitliği günümüzde acil bir beklentidir. Otistik bireylerin daha bilinçli eğitilmeleri konusunda sesimin herkesçe duyulması ve daha duyarlı olunması daimi dileğimdir.

 

Üniversitesi Özel Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi Akademisyenlerinin verdiği seminerler toplumda sıkça, yaygın ve katılımı şart olmalıdır.

Katılımlar kâğıt üzeri eylemler değil, çıkarsız ve engelli yaşamına kesin katkı sağlayan performans başarı düzeyinde olmalıdır. Disiplin ve kural uygulamalı sorumluluklar ve etik olması gereken hizmetler örtüşmelidir.

 

Melek Sevil İRENGÜ

Araştırmacı Yazar

OÇEM Öğretmen

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

ÇOK OKUNANLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ