SİGARA’NIN BİREYE VE ÜLKEYE MALİYETİ, FARKINDALIĞI

Dr. Abdullah İnan

Dr. Abdullah İnan

E-Posta : doktorinan@hotmail.com.tr

 Ülkelerin ve ailelerin, gelirlerinin ne kadarını sigaraya ayırdığını, tütünün ekonomik ve sosyal maliyetini, sigara içenlerin bu maliyetlerin farkında olup olmadığını bilmesi sigara ve tütün hakkındaki düşüncelerimizi netleştirir. Ülkelerin, tütün talebini azaltma politikasını planlarken, Vergilerin artırılmasının iş kaybına yol açmayacağını ve vergi artışının gelirleri azaltmayacağını, aksine artıracağını kabul etmesi gerekir.

Sigaranın insan sağlığına yönelik önemli bir tehdit olduğu tüm dünyada genel kabul görse de, hükümetler ekonomik kayıplara yol açacağı endişesi ile tütün kontrolü için harekete geçmekte çok tutucu davranmaktadırlar. Bu kaygıların büyük oranda yersiz olduğu gösterilmişse de, sigara endüstrisi de bu şekilde düşünülmesini isteyerek bu yönde propagandalar yapmaktadır.
Yüksek gelirli ülkeler sağlık bütçelerinin %6 ila %15'ini sigaraya bağlı sağlık sorunlarına harcamaktadır. Buradaki kilit sorun, sigara içenlerin içmeyenlerden daha fazla sağlık harcamasına neden olması ve toplumun genelinden alınan vergilerle sağlanan sağlık hizmetinin ne kadarının sigara nedenli hastalıklara ayrılacağıdır.
Hane halkı tüketim harcamasına göre Türkiye de  evlerin %50 den fazlasının her ay sigaraya para harcadığı belirlenmiş ve yine bu araştırmada,  Sigaraya harcanan paranın sağlığa ayrılan paraya yakın olduğu belirlenmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu 2002-2005 yılları arasında Türkiye hane halkı tüketim harcamalarını incelemiştir. Bu araştırmada alkollü içecek, sigara ve tütün için yapılan harcamaların bu yıllar arasında düzenli olarak artmış ve sağlık, eğlence-kültür ve eğitim kalemlerinden fazla olduğu saptanmıştır.
6.5 TL tutarındaki düşük fiyatlı sigara için bir kişi, günde bir paket sigara içtiğinde ayda yaklaşık 200 TL ve yılda yaklaşık 2.400 TL harcamaktadır. Türkiye’de ortalama sigara başlama yaşının 17 olduğu düşünülürse, bu kişi 37 yaşına geldiğinde sigara için neredeyse 50.000 TL harcamış durumdadır.
Toplum geneline bakıldığında ise 2011 yılı için sigara satın almak için harcanan para, yılda 30 milyar TL dolayındadır.  Kıyaslama yapmak gerekirse, 2011 yılı bütçesinde hastane, okul, yol, elektrik, su ve diğer yatırımlar (kamu sabit sermaye yatırımları) için 56,6 milyar lira ödenek ayrılmıştır. Yılda 30 milyar TL doğrudan harcama ve bu miktardan daha fazlasının da sigara içiminin neden olduğu hastalıkların tanı ve tedavisi için harcandığı dikkate alındığında, sigaraya giden paranın büyüklüğü daha iyi anlaşılabilir. Sonuç olarak sigara kullanımı, hem kişisel hem de ülke ekonomisi bakımından ciddi yük oluşturmaktadır.
Sigara içenlerin keyif alma, yoksunluk belirtilerinden kurtulma gibi kazanımları olur. Genel ekonomi kurallarına göre bu kazanımların faydası maliyetinden fazla olmalıdır, zira öyle olmasa sigara içenler bunun için para ödemezlerdi diye düşünülebilir. Ancak; sigara içenlerin çoğu bu tercihleri nedeniyle maruz kaldıkları hastalık ve erken ölüm riskinin boyutundan haberdar değildir. Yapılan çalışmalarda özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerdeki sigara içicilerinin bu riskten neredeyse hiç haberdar olmadıkları gösterilmiştir. Daha yüksek gelirli ülkelerde yapılan çalışmalarda ise, sigara içenlerin artmış bir riskten haberdar oldukları ancak boyutunu küçümsedikleri gösterilmiştir.
Bundan başka; sigaraya genellikle ergenlik veya gençlik çağında başlanır. Bilgi verilse bile bu çağdaki tercih yapma kapasitesi tam gelişmemiştir. Gençler, sigaranın sağlık üzerine etkilerini ve sigaraya bağımlı olma risklerini küçümserler. Toplumlar aslında ergenlerin karar verme kapasitelerinin gelişmemiş olduğunun farkındadırlar ve belirli bir yaşa kadar, evlenme, oy verme, araba sürme gibi bazı kararları vermelerini kısıtlarlar. Sigara için de benzer durum geçerli olmalıdır.
Sigara içmenin kişisel bir tercih olduğu ve bu nedenle hükümetlerin buna karışmaması gerektiğini söyleyenler çıkabilir. Ancak serbest pazar ve birey özgürlüğünü şiddetle savunan ekonomistler bile, hükümetlerin tütün tüketiminin azaltılması için eyleme geçmesi gerektiğini belirtmektedir.
Son yıllarda yapılan tütün kontrol uygulamaları ve bunların sonuçlarını ölçen çalışmalar, bu konudaki kanıtları giderek artırmaktadır. Tütün kontrol uygulamaları sonrası sadece sigaraya harcanan para değil, kalp krizi sayıları gibi durumlarda da anlamlı iyileşmeler gösterilmiştir. Tütün kontrolünün iş kaybına ve ekonomik sorunlara yol açacağı söylenegelmiştir. Ancak, tütün tüketiminde azalma, ülke ekonomisinde azalma anlamına gelmez. Bu gerçek Türkiye ikram  sektörü verilerinden de gösterilmiştir. Tütün kontrolü uygulamaları sonrasında hizmet sektörü gelirleri ülke ortalamasının üzerinde artmıştır. Yine ikram sektöründe Temmuz 2009 sonrası kapanan 7.378 işyerine karşılık 12.652 yeni işletme açılmıştır.   
Tütün tüketiminde azalma ülke ekonomisinde azalma anlamına gelmez. Sigara vergilerdeki %10'luk artış tüketimi %4-8 arasında azaltırken vergi geliri yaklaşık %7 oranında artırır. Kaçakçılık ne kadar yoğun olursa olsun, vergi artışı gelirlerde artış sağlar. Ayrıca yoksul kesimler fiyat değişikliğine en keskin yanıtı verirler ve fiyat artışının sağlayacağı yararın en çok görüleceği kesimlerdir.





 

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ