Eğitimci Yazar Murat Şit, Kudüs Ziyareti İzlenimlerini yazdı Bölüm 8

egitimci-yazar-murat-sit-kudus-ziyareti-izlenimlerini-yazdi-bolum-8

Eğitimci Yazar Murat Şit,Kudüs seyahatinin ardından kaleme aldığı Kudüs izlenimlerini yazdı. Yazı dizisi olarak siz okurlarımızla sekizinci bölümü paylaşıyoruz.
29 Nisan 2018 Pazar 12:04

Kudüs Ziyareti İzlenimleri: 8



Arap Liderlerin Hiçbiri Onun Kadar Filistin’i Savunmuyor da Ondan

Öğle yemeğimizi Beytullahim şehrinde Christmas Bells Restauran’ta yemiştik. Menüde balık vardı.  Yemekten sonra Hz İsa’nın doğduğu yer olduğuna inanılan Doğuş Kilisesi’ni ziyaret edecektik. Bir iş merkezinin altındaki otoparkta park etmiş olduğumuz arabamıza doğru yürüyorduk. Yolumuz üzeri hediyelik ne alabiliriz diye dükkânlara göz atarken bir dükkânda çok tanıdık bir fotoğraf dikkatimizi çekti. Fotoğraf çerçevelenmiş ve en görünür bir yere duvara asılmıştı. O fotoğraf Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a aitti. Dükkân sahibine tercüme edenler vasıtasıyla, neden kendi devlet başkanlarınızın resimleri yokta onların yerine bizim devlet reisimizin resmini asmışsınız, diye sordum. Sorduğum soruya verilen cevap ilginçti. Araplardan hiçbir lider onun kadar Filistin’i savunmuyor da ondan, demişti.  O dükkândan çıkıp yol boyu birkaç dükkânda hediye alışverişi yapıldıktan sonra Hz İsa’nın doğduğu yer olduğuna inanılan Doğuş Kilisesi’ni ziyaret ettik. Kilise çok ihtişamlıydı. Restorasyona alınmıştı. Restore edilen yerler beyaz bir branda ile çevrilmişti. Yalnız gelen her ziyaretçi brandaya bir şeyler yazmıştı. O kadar çok yazı yazılmıştı ki, insanların boylarının yetişmediği yüksek yerler hariç artık yazı yazmaya yer kalmamıştı. Kilisenin altında küçük bir oda vardı. O oda Hz Meryem’in doğum yaptığı mağara olduğuna inanılıyordu. Yani Hz İsa’nın doğduğu mağara burasıymış. O mağaranın üzerine kilise yapılmış. Hz isa’nın doğduğuna inandıkları mağara olduğu için yapılan kiliseye de Doğuş Kilisesi denmiş.

Sizin Peygamberinize Saygınız Yok mu?

Doğuş Kilisesi Konstantin’in annesi Helana tarafından işte bu mağaranın üzerine inşa ettirilmiş. Kilise gerçekten çok gösterişliydi. Burada rehberimizden ilginç bir şey öğreniyoruz. Hrıstiyanlar kiliseye ziyaretlerini at üzerinden inmeden yaparlarmış. Osmanlılar “sizin peygamberinize saygınız yok mu” diyerek, onlara peygambere saygıyı öğretmek için kilisenin giriş kapısını insanın boyundan daha küçük yaparak her bir ziyaretçinin kiliseye girişinde zorunlu olarak eğilerek girmesini sağlanmıştır. Kiliseden çıkmaya hazırlanıyoruz. Beyaz bir atın üzerinde bir kişinin elindeki bir mızrakla bir ejderhayı öldürdüğü bir heykel görüyoruz. Bunun Hz. Hızır’ı tasvir eden bir tablo olduğu söyleniyor. Doğuş kilisesinden sonra Hıristiyanlar için çok önemli olan diğer bir kiliseyi geziyoruz. Kıyamet kilisesi.

Hz İsa Ölümüyle Çatladığına İnanılan Kaya

Doğuş Kilisesini gezmiş, kilise ile ilgili bilgileri dinlemiştik. Sonra Beytüllahim’den şehrinden Kudüs’e dönüyorduk. Büyük surlarla çevrili olan Kudüs’e “OMAR IBNEL – KHATTAB” kapısından giriş yaptık. Dar sokaklı yoğun bir çarşının içinden geçtik. Kalabalıktan ekipten birinin grubu kaybedeceğinden endişe ettim. Daha önce gitmiş olduğumuz Hz Ömer camiinin yakınında kıyamet kilisesine gittik. Kıyamet kilisesi de Doğuş kilisesi gibi görkemli bir kiliseydi. İçine girip gezdik. Rehberimiz Süleyman abinin kilise ile ilgili verdiği bilgileri firma tarafında dağıtılan kulaklıklar yardımıyla dinliyorduk. Kıyamet Kilisesi’nin bir adının Kabir Kilisesi diğer bir adının da Kamame kilisesi olduğunu öğreniyoruz. 
Kilise, Hıristiyan olduktan sonra Kudüs’e gelerek Hz İsa’nın mezarını bulmaya çalışan dönemin Roma İmparatoru Constantine’in annesi Helana tarafından yapılmış. Kilisesin burada yapılmasının sebebi şu: Hz İsa’nın çarmıha vurulmasından sonra üzerinde can verdiği bir kaya var. Kilise bu kayanın üzerine inşa edilmiş. Yaygın bir inanışa göre Hz İsa öldüğünde o kayanın çatladığı söylenir. Çatlamış olan o kaya şu an kilisenin içinde cam bir bölmenin içinde muhafaza edilmektedir. Kilisenin içinde Hz İsa’nın öldüğünde yaralarının silindiği yer olduğuna inanılan bir yer var. Bir de gömüldüğüne inanılan bir yer bulunmaktadır.

Roma hükümdarı birinci Konstantin’in annesi Helâna tarafından Golgotha tepesinde yapılan bu Kilisenin Hıristiyanlar için çok önemli olduğu ve farklı mezhepler tarafından kilisenin temizliği ve bakımı konusunda hep ihtilafa düşerek kavgaya ettikleri anlatıldı.  

Hıristiyanların “Sevap” Kavgası

1757 yılında, Sultan Üçüncü Mustafa devrinde kilisede bir arbede yaşanmış, padişah karışıklıkların önüne geçmek için Kudüs’e bir ferman göndermiş.
Fermanda, Kabir Kilisesi’nin temizlik ve bakımını Ortodoks, Katolik, Ermeni ve Süryaniler arasında eşit olarak paylaştırılmış. Avluyu temizleme görevi Ortodokslara, basamakları temizleme görevi ise Katoliklere verilmiş. Kiliseyi gezip dışına çıktığımızda kilisenin yüksek bir yerinde demir bir merdiven dikkatimizi çekti. Merak edip Rehberimize sorduk: Süleyman abi, şu yukarıda duran merdiven neyin nesi? Süleyman abi başladı anlatmaya: 

Siz bizim sevabımızı kapıyorsunuz!

Merdivenin hikâyesi şöyle;
1852 yılında, Ortodoks Hıristiyanlar ile Katolik Hıristiyanlar bir gün merdiven temizliği esnasında anlaşmazlığa düşerler. Birbirlerine “Siz bizim sevabımızı kapıyorsunuz!” diyerek kavga ederler. Çıkan kavga ve yaşanan çatışmalarda onlarca kişi ölür. Kan dökülen bu olayın haberi İstanbul’a padişaha iletilir. Sultan Abdülmecid olayı çözmek için çözüm yolları düşünür. Bulduğu bir çözüm yolu olur. Onu bir ferman yazarak Kudüs’e gönderir. Sultan Abdülmecid’in fermanı Kudüs’e ulaşır ulaşmaz kilisenin önündeki meydanda okunur. O gün kilisede mekânlar Hıristiyan mezhepler arasında yeniden paylaştırılır. Kavgaya sebep olan merdiven basamağı Katoliklerin hakkı olduğuna karar verilir. O günden sonra herhangi bir süsleme yapılması, bir eşyanın yenilenmesi, bir lamba dahi asılması gibi en basit işler bile bu ferman çerçevesinde yapılır.

Balkonda 166 Yıllık Bir Merdiven

Sultan’ın fermanı okunduğu sırada bir Ermeni papaz, kilisenin ön cephesindeki pencerelerden birine dayadığı bir merdivende temizlikle uğraşıyormuş. Ferman okunur okunmaz bu papaz aşağıya indirilmiş, merdiveni kaldırmasına da müsaade edilmemiş. İşte o gün bugündür o merdiven hala orada duruyor. Yani tam 166 yıl olmuş. Sultan Abdülmecid zamanında belirlenen mezhepler arası hüküm hâlâ yürürlükte ve devam ediyor. Bir başka husus ise şudur:

O gün Sultan Abdülmecid, her iki kilisenin anahtarlarını da Kudüslü bir Müslüman aileye teslim eder. Ve bu kiliselerin kapıları Müslümanlar tarafından açılıp kapatılmış. Dolayısı ile Hıristiyan mezhepler arasındaki kavga anahtarla çözüme kavuşturulmuş ve kavga böylece sona erdirilmiş.





  
 

Haber okunma sayısı: 2455

sa


Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÇOK OKUNANLAR

Listelenecek kayıt bulunamadı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ